Proje Mimarı

KALE PROJESİ VE TURGUT CANSEVER

Dünyada üç kez “Ağa Han Mimarlık Ödülü”nü alan ve “Bilge Mimar” olarak tanınan duayen Turgut Cansever’ tarafından hazırlanan ve günümüzün ihtiyaçları dikkate alınarak daha sonra kızı Mimar Emine ÖĞÜN tarafından revize edilen Sivas Kale Projesi, bugünkü mimari özellikleri ile kültür-turizm odaklı sosyal bir proje olarak hayata geçirilecektir.

Bilge Mimar Cansever, Sadullah Paşa Yalısı’nın Restorasyonu, Büyükada Anadolu Kulübü Oteli, Karatepe Açık Hava Müzesi, Diyarbakır Koleji, Ankara Türk Tarih Kurumu Binası (Ağahan Ödülü), Beyazıt Meydanı Tasarımı, Nuri Birgi Evi (Çürüksulu Yalısı) Restorasyonu, Bodrum Sualtı Arkeoloji Enstitüsü, Antalya Karakaş Cami, Ertegün Evi (Ağahan Ödülü) gibi önemli eserlere imza atmış, Bodrum’da, Emine Öğün, Mehmet Öğün ve Feyza Cansever ile gerçekleştirdiği Demir Evleri Projesi, kendisine üçüncü Ağa Han ödülünü getirmiştir. Türk mimarisine yeni ufuklar açmış yapıtlar bırakan Bilge Mimar Cansever, eserleri üç kez Ağa Han Mimarlık Ödülü’ne layık görülmüş tek mimardır.

2007’de TBMM Üstün Hizmet Ödülü’ne, 2005’te Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü’nce mimarlık dalında Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne değer görülen Cansever, 1999 Marmara depreminin ardından “İstanbul Deprem Çalışma Grubu”nu oluşturmuş ve “Depreme Karşı Yeni Şehir Üretimi Projesi”ni hayata geçirmiştir.

Selçuklu ve Osmanlı Mimarisinde Üslup Gelişmeleri (1949), Modern Mimarinin Temel Meseleleri (1960), Thoughts and Architecture (1981), Şehir ve Mimari (yazıları ve kendisiyle yapılmış röportajlar, 1992), Ev ve Şehir (1994), Kubbeyi Yere Koymamak (1997), İslamda Şehir ve Mimarı (1997), İstanbul’u Anlamak (1998), Mimar Sinan (2005) isimli kitapları şehirleri ve mimariyi en güzel şekilde anlatan eserlerdir.

Turgut Cansever, Platon’un “İnsanın en büyük hikmeti şehir kurma hikmetidir” sözüyle şehircilik kavramına yaklaşmakta ve insanı, yeryüzünü güzelleştirmek üzere gönderilen Allah’ın halifesi olarak tanımlayan ilahî öğretinin temelinde tariflemektedir. Bunun ışığında, modern şehircilik yaklaşımlarını ve kent planlama ilkelerini bir kenara bırakarak, ‘Yeni Şehirler’ projesini ortaya koymaktadır.

Turgut Cansever,  her ev sahibine, şehri ve dünyayı, güzel esaslara göre inşa etme hakkının sunulmasının asıl amaç olduğunu, insanın, “eşref-i mahlûkat” olma şuurunu tesis etmesinin/hatırlamasının/ihya etmesinin imkânlarının bu düşünce ile belirginleşeceğini ve dolayısıyla şehri meydana getirecek bütün yapıların “israftan uzak” bir yaklaşımın ürünü, “sade”, “yüce”, “abidevî” ve “güzel” nitelikleri haiz birimler olması gerektiğini bu nedenle yapıların, bulunduğu yeri yücelten bir “ziynet” olduğunu söylemektedir.

Ziynet kavramından yola çıkan Cansever, şehrin ancak bu şekilde, içerisinde yaşayanlara ufuk açacağı, yeni nesillerin “yüce değer yapıları” ile yetişmesine imkân sağlayacağı bir yer olacağını, inşa edilecek şehirlerin, bir-iki katlı ve nadiren üç katlı bahçeli evlerden ve bu yaşam çevresini destekleyecek diğer işlevlerden oluştuğunu, dolayısıyla bu şehir kurgusunun, ahaliye, “yaşanabilir”, “sürdürülebilir”, “eklemlenebilir”, “esnek”, “dinamik”, “katılımcı”, “ekolojik”, “ekonomik” vb. gibi cârî kavramlarla üretilen yaşam çevreleri vaat ettiğini, çocuk, genç, yaşlı, sakat, hamile vb. bireylerin insan oluşlarından kaynaklı haklarını bu çevrede yaşayabileceklerini anlatır.

Cansever’e göre, şehirsel kademeleşmede, yaya-taşıt-bisiklet yolları arasında kurulacak olan kademelenmenin yeşil dokusu ve bahçeli evler ile kuracağı ilişkinin hayatî bir öneme sahip olduğudur.

Tüm bu düşünceler çerçevesinde “Şehir; “mahallelerden, evlerden, sergi salonu, kitaplık, okuma salonları ve sağlık tesislerinden, yönetim yapılarından ve mahalle meydanlarından başlayıp, semt merkezlerini ortaya koyan meydanlar ve merkezi iş alanları ile sanayi ve küçük sanatlar üretim alanlarından, çevrede ve şehir içerisinde çeşitli ölçü ve nitelikte yeşil alanlardan oluşur. Mahalle; şehre ana karakteri veren temel birimdir. Az yoğun, orta yoğun ve yoğun yerleşim birimleri olarak bir araya gelen bahçeli konutlardan ve mahalle merkezinden müteşekkildir” şeklinde tarif eder Cansever.

Sivas Kaleardı Projesini ise şöyle anlatır Turgut Cansever “Sivas Kaleardı Mahallesi”nin temel ilkeleri şu şekilde ortaya konur: Yerleşme düzeninin üslubunu belirleyen ana özellik mahalleyi ve yapı gruplarını oluşturan “evlerden her birinin bağımsızlığını koruyarak” mahalle kolektivitesini oluşturmasıdır. Birimlerin, fertlerin ve dolayısıyla “fertlerin yüceliği”ni kültür tarihinin nihai aşaması sayan “İslâmî tasavvuf inancı”nın ve son iki asırdır Batı’nın modern demokrasi ideali içinde ulaştıran bir idrak aşaması olduğu göz önünde tutulunca bugün de ferdiyetin yüceliği inancına dayalı, her evin şahsiyetini koruyarak mahalle veya yapı grubu içinde yer almasını sağlayacak bir yerleşme düzenini gerçekleştirmek gerekli görünmektedir. Bu yaklaşım geleneğimiz ile çağdaş alanın bütünlüğünün bir zarureti olmaktadır. Her ev evin bütünlüğü içinde yer alan oda birimlerdir. Evlerin mimarilerinin oluşumunda odaların varlığını açık şekilde ortaya koyan çözüm, odaların bina cephesinde özel hacimleri ile belirmesidir. “Türk evi”nin planimetrisinin bu özelliği üst kat odaların alt kata nazaran ileri çıkan ve eli böğründeler ile taşınan cumbalar teşkil etmesi ile daha da bariz bir şekilde ortaya konulur.”

Turgut Canseverin şehirlere ve Sivas Kaleardı Mahallesine ilişkin yer verdiğimiz görüşlerinden Şehirlerimize ve Sivas Kaleardı Mahallesine nasıl yaklaşılması gerektiğini daha iyi anlamaktayız. Cansever’in kentler ve gelişim sorunları üzerine yaptığı çalışmaları, mimar gözüyle kentlere bakışın öneminin vurgulaması açısından bugünün şehirlerini planlayanlara yol gösterici niteliktedir.

Turgut Cansever, Türk mimarisinin tarihsel kökleri ile bağlantılarını koparmadan çağdaş çizgiyi yakalayabilmiş, eserlerinde bu sürekliliği yakalamak adına biçimsel tekrarlar yapmak yerine özgün yorumları ön plana çıkaran, ender mimarlardan biridir.

Kendisini saygıyla anıyoruz…

Türkçe